< NewsOffice's Blog - Blogcu




SAĞLIKLI SAÇLAR İÇİN

Saçlarınızın sağlıklı görünmesini istiyorsanız; 2 ayda bir kestirin, ılık su ile yıkayın ve kremi sadece uçlarına sürün.

Saç bakımında dikkat etmeniz gereken diğer hususlar şöyle:

Jöle sürünce saçlar dökülür mü? Jöle saçta 2-3 gün kalırsa havasız bıraktığı için saç dökülür. En azından ertesi gün saç yıkanmalıdır.

Mevsim dönümlerinde saçlara özel bir bakım uygulanmalı mı? Bu konuda her zaman bir bakım yapmak lazım. Belli markaların şampuan, krem ve serumları her zaman değil ama mevsim dönümlerinde kullanılmalı.

2 ayda bir saçları kestirmek gerekir mi? Saçlar ucundan alınınca daha sağlıklı olduğu için çabuk ve dengeli uzar. 2 ayda bir saç kesimi normaldir. Böylece şekli de bozulmamış olur.

Saçın her gün yıkanması zararlı mıdır? Saç kendi yağında kalmalıdır. Ama mesela günde 3 şampuan yapıyorsanız zararlıdır. Her gün yıkansa bile 1 şampuan yeterlidir.

Saç için özel bir krem kullanılmalı mıdır? Her zaman saçın ucuna uygulanmalıdır. Çünkü krem saçın dibini yumuşattığı için saçı döker.

Saç nasıl suyla yıkanmalıdır? Saçları ılık suyla yıkamak daha iyidir. Ilık su saçı parlak yapar. Yıkama sonrasında 1 kez soğuk su tutulmalıdır. Çünkü hem beyin rahatlar hem de saçlar canlanır.

Esmer bayanlara ne renk saç önerilir? Aslında en güzel sarışınlar, esmerlerden çıkar. Esmerler sarışın olacaksa önce uçlardan başlanılır. Yani dip çok koyu, uçlar sarı olmalı. Dekolteye düşen sarı saçın esmer tene yakışıp yakışmadığına bakılır.

Saç sağlığı için en önemli olan diyetin içeriğidir. Protein açısından yetersiz diyetler, saç köklerini dinlenme dönemine sokarak, proteinden tasarruf etme yoluna gider. Bu ağır diyetleri takiben 2-3 ay içinde yaygın saç dökülmesi görülebilir.

Sıkı toplanmış saçlar, at kuyrukları, topuzlar ve örgüler saçların köklerini zayıflatmaktadır. Özellikle alnın yan kısmındaki saç dökülmelerinden, sıkı ve gergin toplamalar sorumludur" diye konuştu.

Saç , Saç Ekimi ve Saç Ektirme Hakkında
Günde yaklaşık olarak 90-100 adet saç telinin dökülmesi normal kabul edilir ve bu saçların yerine yenileri çıkar. Baştaki saç sayısı ve saç kalınlığı kişiden kişiye değişebilir. Ayrıca, yaşa bağlı olarak saçın büyüme hızı da değişir. Erkeklerde saç dökülmesi genelde alında ve tepededir. Başın arka kısmında saç dökülmesine rastlanmaz. Bunun nedeni iki farklı saç kökünün olmasıdır. Alındaki ve tepe bölgedeki saç kökleri Testosteron Hormonuna duyarlıdır ve bu hormon bu bölgelerdeki saç köklerine zarar verdiği için Erkek tipi saç dökülmesi buralarda gerçekleşir. Diğer bölgelerdeki saç kökleri, Testosteron Hormonuna duyarlı olmadıkları için dökülmediğinden, bu bölgelerden alınan saç kökleri, dökülen bölgelere ekilir. Bu ekilen saç kökleri Testosteron' a karşı duyarlı olmadıkları için, yeni ekildikleri bölgede de "Testosteron'a bağlı dökülme" göstermezler. Ayrıca, kişinin kendi saçı kullanıldığı için de görüntü gayet doğal olur.

Saç Ekimi işlemi tamamlandıktan sonra, kişi evine dönebilir. İlk 2 gün saçlar yıkanmaz ve bu süreden sonra saç her gün özel bir madde ile yıkanır. Saç ekiminden birkaç gün sonra alın bölgesinde şişlik ve morluklar oluşabilir, fakat bu geçici bir durumdur ve 1-2 gün içerisinde bu şişlik ve morluklar kaybolur. Yeni ekilen saçlar bir süre sonra dökülürler ve yaklaşık 3 ay içerisinde yeniden çıkmaya başlarlar. Saçlar alındıkları bölgedeki büyüme hızları ile saçın ekildikleri bölgede büyümeye devam ederler ve bu saçlar, yukarıda da belirttiğimiz gibi, dökülen bölgelerdeki saç köklerinden farklı yapıda oldukları için, dökülmezler. Herkesin saçındaki dökülme ve açıklı oranı farklıdır. Bu nedenle kişi uzman bir hekim tarafından muayene edilmeli ve hangi bölgelere ne sıklıkta saç ekileceğine karar verilmelidir.

Kaynak www.sagliklisac.com

Güneş Enerjisi - Solar energy

Güneş enerjisi veya Güneş erkesi, Güneş ışığından enerji elde edilmesine dayalı teknolojidir.

Güneşin yaydığı ve dünyamıza da ulaşan enerji, güneşin çekirdeğinde yer alan füzyon süreci ile açığa çıkan ışıma enerjisidir, güneşteki hidrojen gazının helyuma dönüşmesi şeklindeki füzyon sürecinden kaynaklanır. Dünya atmosferinin dışında güneş ışınımının şiddeti, aşağı yukarı sabit ve 1370 W/m2 değerindedir, ancak yeryüzünde 0-1100 W/m2 değerleri arasında değişim gösterir. Bu enerjinin dünyaya gelen küçük bir bölümü dahi, insanlığın mevcut enerji tüketiminden kat kat fazladır. Güneş enerjisinden yararlanma konusundaki çalışmalar özellikle 1970'lerden sonra hız kazanmış, güneş enerjisi sistemleri teknolojik olarak ilerleme ve maliyet bakımından düşme göstermiş, güneş enerjisi çevresel olarak temiz bir enerji kaynağı olarak kendini kabul ettirmiştir.



Güneş’ten elde edilebilecek enerji

Dünyanın atmosferinin üzerine ve dünya yüzeyine düşen teorik yıllık ortalama güneş ışığı miktarı
Dünyanın atmosferinin üzerine ve dünya yüzeyine düşen teorik yıllık ortalama güneş ışığı miktarı
Global güneş enerjisi kaynakları. Haritadaki renkler, 1991-1993 yılları arasında, gerçekleşen ortalama yerel güneş enerji değerleri hakkında W/m2 cinsinden bilgi vermektedir.
Global güneş enerjisi kaynakları. Haritadaki renkler, 1991-1993 yılları arasında, gerçekleşen ortalama yerel güneş enerji değerleri hakkında W/m2 cinsinden bilgi vermektedir.


Dünyanın yörüngesi üzerinde, uzayda, birim alana ulaşan güneş ışınları, güneşe dik bir yüzey üzerinde ölçüldükleri zaman 1,366 W/m2’dir. Bu değer güneş enerjisi sabiti olarak da anılır.[1]

Atmosfer bu enerjinin %6’sını yansıtır, %16’sını da sönümler ve böylece deniz seviyesinde ulaşılabilen en yüksek güneş enerjisi 1,020 W/m2’dir [2] [3]. Bulutlar gelen ışımayı, yansıtma suretiyle yaklaşık %20, sönümleme suretiyle de yaklaşık %16 azaltırlar. Sağdaki resim 1991 ve 1993 yılları arasında uydu verilerine dayanarak, elde edilebilen ortalama güneş enerjisinin W/m2 cinsinden gösterimidir. Örneğin Kuzey Amerika’ya ulaşan güneş enerjisi 125 ile 375 W/m2 arasında değişirken, günlük elde edilebilen enerji miktarı, 3 ila 9 kWh/m2 arasında değişmektedir. [4]

Bu değer, elde edilebilecek mümkün en yüksek değer olup, güneş enerjisi teknolojisinin sağlayacağı en yüksek değer anlamına gelmez. Örneğin, fotovoltaik (güneş pili) panelleri, bugün için yaklaşık %15’lik bir verime sahiptirler. Bu nedenle, aynı bölgede bir güneş paneli, 19 ile 56 W/m2 ya da günlük 0.45-1.35 kWh/m2 enerji sağlayacaktır. [5] Yandaki resimdeki koyu renkli alanlar, güneş paneli kaplanması durumunda aynı bölgede 2003 yılında üretilen toplam enerjiden biraz daha fazla enerji üretebilecek örnek alanları göstermektedir. [6] Bugünkü %8 verime dayalı teknoloji ile dahi, işaretli bölgelere yerleştirilecek güneş panelleri, bugün fosil yakıtlar, hidroelektrik, nükleer vb kaynaklara dayalı tüm santrallerin ürettiği elektrik enerjisinden biraz daha fazlasını üretebilecektir.

Hava kirliliğinin neden olduğu Küresel loşluk ise daha az miktarda güneş ışının yeryüzüne ulaşmasına neden olduğu için, güneş enerjisinin geleceği ile ilgili az da olsa endişe yaratmaktadır. 1961-90 yılları arasını kapsayan bir araştırmada, aynı dönem içerisinde deniz seviyesine ulaşan ortalama güneş ışını miktarında %4 azalma olduğu gözlenmiştir. [7]

Güneş enerjisi teknolojileri

Güneş ışınlarından yararlanmak için pek çok teknoloji geliştirilmiştir. Bu teknolojilerin bir kısmı güneş enerjisini ışık ya da ısı enerjisi şeklinde direk olarak kullanırken, diğer teknolojiler güneş enerjisinden elektrik elde etmek şeklinde kullanılmaktadır.

Güneş enerjili ısıtma sistemleri

Güneş enerjili sıcak su sistemleri, suyu ısıtmak için güneşe ışınlarından yararlanır. Bu sistemler evsel sıcak su ya da bir alanı ısıtmak için kullanılabildiği gibi çoğunlukla bir havuzu ısıtmak için kullanılır. Bu sistemler çoğunlukla bir termal güneş paneli ile bir de depodan oluşur.[8] Güneş enerjili su ısıtıcıları üç grupta toplanır.

  • Aktif sistemler, suyun ya da ısı transfer sıvısının çevirimi için pompa kullanırlar.
  • Pasif sistemler suyun ya da ısı transfer sıvısının devrini doğal çevirim ile sağlarlar.
  • Kütle sistemleri su tankının doğrudan güneş ışığı ile ısınmasını amaçlarlar.

Yaygın ısıl güneş enerjisi uygulamaları şunlardır:

- Düzlemsel güneş kollektörleri: Ülkemizde de çok yaygın olarak kullanılan, evlerde sıcak su elde etmede kullanılan sistemlerdir.

-Yoğunlaştırıcılı güneş enerjisi santralları: Bunlarda, doğrusal, çanak şeklinde ya da merkezi bir odağa yönlendirilmiş dev aynalar kullanılarak, odak noktasında çok yüksek sıcaklıkta ısı elde edilir. Genellikle elektrik üretiminde kullanılır. Ancak henüz bir yaygınlık kazanamamışlardır.

-Vakum Tüplü Güneş Enerjisi Sistemleri: Vakum tüplü güneş enerjisi kolektörleri: iç içe geçmiş 2 adet silindirik cam tüpün ısı yolu ile birbirine bağlanması ve bu işlem sırasında arasındaki havanın alınması ile üretilir. Dış silindirik tüpün yüzeyine düşen Güneş ışınları aradaki havasız ortamdan geçerek iç kısımdaki silindirik tüpün yüzeyinde absorbe edilmesi ile çalışır. Arada madde olmadığından dolayı sadece ışıma ile ısınan sistem suyu dış hava sıcaklığından bağımsızdır.

-Güneş ocakları: Çanak şeklinde ya da kutu şeklinde güneş ısısını toplayan yapılardır. Gelişmekte olan ülkelerde daha yaygın kullanılır.

-Trombe duvarı: Sandviç şeklinde cam ve hava kanalları ile paketlenmiş bir pasif güneş enerjisi sitemidir. Güneş ışınları gün boyunca, duvarın altında ve üstünde yer alan hava geçiş boşluklarını tahrik ederek, doğal çevirim ile termal kütleyi ısıtırlar. Gece ise trombe duvarı biriktirdiği enerjiyi ışıma yolu ile yayar. [9]

-Geçişli hava paneli: Aktif güneş enerjili ısıtma ve havalandırma sistemidir. Termal güneş paneli gibi davranan, güneşe bakan delikli (perfore) bir duvardan oluşur. Panel, binanın havalandırma sistemine ön ısıtma uygular. Ucuz bir yöntemdir. %70’e kadar verime ulaşılabilir.[10]

Araştırmaya konu olmuş, ancak yaygınlaşamamış bazı ısıl güneş enerjisi teknolojieri:

-Güneş Havuzları: Havuza atılan tuzların yardımı ile dip tarafta sıcaklık elde edilir. Bunlar daha çok deneysel sistemler olarak kalmışlar, bir yaygınlık gösterememişlerdir.

-Güneş Bacaları: Bir binanın zemininde toplanan ısı, yüksek ve dar bir bacaya yönlendiğinde, bacada kurulu türbini çalıştırır. Bu da, deneysel aşamada kalmış güneş enerjisi türlerinden biridir.

-Su Arıtma Sistemleri: Bunlar da bir çeşit havuz sistemidir. Havuzun üstüne eğimli cam kapak yerleştirilir, buharlaşan su tuzdan arınarak bu kapakta yoğunlaşır.

-Ürün kurutma sistemleri.

Güneş pilleri

Bu yat üzerindeki güneş pilleri 12 voltluk aküleri, 9 Amp’e kadar doğrudan güneş ışığı yardımıyla doldurabilirler.
Bu yat üzerindeki güneş pilleri 12 voltluk aküleri, 9 Amp’e kadar doğrudan güneş ışığı yardımıyla doldurabilirler.

Güneş pilleri ya da fotovoltaik piller diye anılan cihazlar, yarıiletkenlerin fotovoltaik etki özelliğini kullanarak, güneş ışığından elektrik enerjisi üretirler. Güneş pilleri, kurulan sisteme bağlı olarak birkaç mW'dan birkaç MW'a kadar elektrik üretebilir. Yüksek üretim maliyetleri nedeniyle, yakın zamana kadar oldukça az kullanılmıştır. 1950'lerden bu yana uzayda uydularda, 1970'li yıllarda, elektrik hattından uzak yerlerde, yol kenarlarındaki acil telefon cihazları ya da uzaktan algılama gibi uygulamaların enerji gereksiniminin karşılanmasında kullanılmıştır. Son yıllarda, evlerde elektrik şebekesi ile birlikte çalışan sistemler de yaygınlaşmıştır.

2005 sonu itibarı ile toplam 5,300 MW olduğu zannedilen kurulu güneş pili kapasitesinin, gelişmiş ülkelerin, güneş pillerinin evsel amaçlı kullanımına verdiği teşvikler nedeniyle, 2006 yılında da ciddi artış göstermesi beklenmektedir. Gerek kullanımdaki artış, gerekse teknolojik gelişmeler nedeniyle güneş pillerinin üretim maliyetinde her yıl azalış görülmektedir. Bir güneş pili panelinin watt başına maliyeti 1990 yılında yaklaşık 7,5 USD iken, 2005 yıllında bu rakam yaklaşık 4 USD seviyesine inmiştir. Gelişmiş ülkelerin sunmuş olduğu teşvikler, güneş pillerinin yatırım maliyetinin 5 ile 10 yıl arasında geri dönebilmesini sağlamaktadır. Evsel amaçlı kullanılan güneş pilleri bir inverter aracılığı ile elektrik şebekesine bağlanmakta, böylece üretilen elektriğin akülerde depolanmasından tasarruf edilmektedir. 2003 yılı içerisinde tüm dünyada gerçekleşen güneş pili üretiminde %32'lik bir artış gözlenmiştir.[11] Güneş pili kullanımındaki artış o kadar büyüktür ki, yarıiletken üretiminin talebi karşılayamaması, güneş pili üretiminin artışında bir kısıtnoluoki günese ne olmuştur.[12] Bu sorunun 2006 ve 2007'de de devam edebileceği sanılmaktadır.[13]

Mimaride güneş enerjisi

Güneş enerjisinden yararlanan tasarımlar, çok az daha ilave enerji kullanmak suretiyle, konfor sıcaklığı ve ışık seviyesinin elde edilmesini hedefler. Bunlar pasif güneş enerjisinde olduğu gibi soğuk ortamlarda daha fazla güneş ışığı ile sıcak su elde edilmesi şeklinde ya da aktif güneş enerjisinde olduğu gibi, pompa ve fanlar kullanarak, sıcak ve soğuk havanın (ya da sıvının) yönlendirilmesi şeklinde de olabilir.

Seralar da bir çeşit güneş mimarisi örneğidir.

Güneş ışığı ile aydınlatma

İç mekanlar gün içerisinde ışık tüpleri ile aydınlatılabilirler.

Örneğin ışık tüpleri, çatıya yerleştirilmiş güneş ışınlarını toplayacı bir çanağa bağlanarak, iç mekanlarda aydınlatma kaynaklı enerji giderlerini azaltarak, daha doğal bir aydınlatma yaratabilirler.

Isıl güneş enerjisinden elektrik üreten enerji santralleri

Solar İki, yoğunlaştırılmış güneş enerji kulesi (ısıl güneş enerjisine örnektir).
Solar İki, yoğunlaştırılmış güneş enerji kulesi (ısıl güneş enerjisine örnektir).

Isıl güneş enerjisi sistemleri, yaygın olarak, bir ısı eşanjörünü yüksek sıcaklıklara kadar ısıtarak, elde edilen ısının elektrik enerjisine dönüştürülmesi şeklinde kullanılırlar.

Enerji kuleleri

Enerji kuleleri bir ağ şeklinde yerleştirilmiş, çok sayıda düz ve hareketli olurlar.

Yoğunlaştırıcılı kollektörler ve buhar motorları

Bir yoğunlaştırıcılı kollektörde ısıya dönüştürülen güneş enerjisi, nükleer ya da kömürlü elektrik santrallerinde olduğu gibi, suyun kaynatılarak buhara dönüştürülmesi ve elde edilen buharla da bir buhar motoru ya da bir buhar türbininin tahrik edilmesi suretiyle elektrik enerjisi elde edilir.

Bir bir stirling motoru tahrik edilir. Stirling motoru kapalı devre gazihtiyaç duymayan bir ısı motorudur.

Stirling motoru ile güneş enerjisinin elektriğe dönüştürülmesi, %30 ile en yüksek verime sahip sistem kabul edilir...

Referanslar

Kaynak Vikipedi

Nükleer Hammadde: Uranyum, Toryum

Nükleer Hammadde: Uranyum, Toryum

URANYUM temel nükleer yakıt hammaddesidir. Günümüzde nükleer güç santrallerinde yakıt olarak kullanılmaktadır. Doğadaki uranyumun binde yedisi (%0.71) bölünebilme yeteneğine sahip (fisil) Uranyum-235 izotopu içerir. Doğal uranyumlu yakıt ağır su (döteryum-hidrojenin bir izotopu) ile soğutulan reaktörlerde kullanılmaktadır. Hafif su ile soğutulan reaktörlerde ise zenginleştirilmiş uranyum yakıtı kullanılmaktadır. Zenginleştirilmiş uranyum, doğal uranyum içindeki Uranyum-235 izotopu oranını artırmak amacıyla zenginleştirme işlemi ile elde edilmektedir.

TORYUM fisil bir madde olmadığı için tek başına nükleer yakıt olarak kullanılamaz ve fisil bir izotop olan U233 e dönüşebilmesi için de bir tetikleyiciye (nötron) gereksinimi vardır. Bu nedenle nükleer yakıt olarak kullanılabilmesi için fisil izotoplar olan U235 veya Pu239 ile birlikte kullanılmalıdır.

Toryumun nükleer yakıt olarak kullanılması ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır

ancak günümüzde toryumla çalışan ticari ölçekli bir nükleer reaktör bulunmamaktadır.

Uranyum çeşitli aşamalardan geçtikten sonra enerji elde etmek üzere nükleer

reaktörlerde kullanılır. Reaktörlerde ortaya çıkan kullanılmış yakıtlar

güvenli bir şekilde idare edilir.

TÜRKİYE'NİN NÜKLEER HAMMADDE KAYNAKLARI



Kaynak Türkiye atom enerjisikurumu

Toryum

1828 yılında Jöns Jacob Berzelius tarafından keşfedilen ve periyodik tabloda aktinit serisinin ikinci üyesi olan toryum, yer kabuğunun %0,0007'lik kısmını oluşturmaktadır. Toryum, uranyum gibi doğada serbest halde bulunmayıp 60 civarında mineralin yapısı içinde yer almaktadır. Bunlardan sadece monazit ( (Ce, La, Nd, Th, Y)PO4) ve torit ( (Th, U) SiO4) toryum üretiminde kullanılmaktadır. Bu mineraller de genellikle nadir toprak elementleri (NTE) ile birlikte bulunmaktadır.

Torit (Kristal)
Torit

Toryum

    • Yüksek sıcaklıklarda magnezyumun direncini artırmak amacıyla alaşımlarda,
    • Elektronik cihazlarda ve aydınlatmada tungsten filamanların kaplanmasında,
    • Yüksek ısıya dayanıklı potaların yapımında,
    • Yüksek kaliteli kamera merceklerinde,
    • Nükleer teknolojide kullanılmaktadır.

NÜKLEER ENERJİ VE TORYUM

Toryum tek başına nükleer yakıt olarak kullanılamaz. Fertil bir izotop olan Th-232'nin bir öntron yutarak fisyon yapabilen bir izotop olan U-233'e dönüştürülmesi gerekir. Th-232'nin düşük enerjili nötronlarla tepkimesi (nötron yutumu) sonucunda önce daha az kararlı olan Th-233 oluşmaktadır. Th-233 ise, 23 dakika içinde, bir beta parçacığı yayarak Pa-233'e (protaktinyum) dönüşmektedir. Pa-233, 27 gün içinde, yarılanma süresi 163.000 yıl olan fisil U-233'e dönüşmektedir. Böylece aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi Th-232, U-235 veya Pu-239 gibi başka bir fisil maddeyle üretkenlik döngüsüne başlamaktadır.

Toryum - uranyum karışık yakıtlar, uranyum yakıtına göre daha az plütonyum üretir. Ayrıca yüksek yanma oranında çalışabilir, bu da yakıtın reaktörde kalma süresini yani yakıt yeniden yükleme periyodunu uzatarak tesis kapasite faktörünün artmasına katkı sağlar.

Toryumlu yakıt denemeleri 1960 yıllarının ortalarında başlamış olmasına rağmen güç reaktörlerinde kullanılmasına 1976 yılında başlanmıştır. Almanya, Hindistan, Japonya, Rusya Fed., İngiltere ve ABD'de araştırma/geliştirme çalışmaları bulunmaktadır. Bugüne kadar yapılan çalışmalar aşağıdaki şekilde özetlenebilir[1];

  • Almanya'daki Arbeitsgemeinschaft Versuchsreaktor GmbH (AVR) reaktöründen geliştirilen 300 MWe gücündeki toryum yüksek sıcaklık reaktörü (thorium high temperature reactor-THTR) reaktörü, yarısından fazlası Th/U (yüksek zenginlikli uranyum) yakıt içeren 674.000 adet küresel yakıtla 1983-1989 yılları arasında işletilmiştir.
  • Almanya'daki AVR reaktöründen geliştirilen ve 1976-1989 yılları arasında işletilen Fort St Vrain reaktörü ABD'deki toryumlu yakıt kullanan tek ticari nükleer reaktördür. Yüksek sıcaklıklı, grafit moderatörlü, helyum soğutmalı bu reaktör, Th/U (yüksek zenginlikli uranyum) yakıtla 330 MWe güçte çalıştırılmıştır. Bu reaktörde yaklaşık 25 ton toryum kullanılmıştır.
  • Toryum tabanlı yakıtların basınçlı su reaktörlerindeki kullanımının incelenmesi Amerika'daki Shippingport reaktöründe gerçekleştirilmiştir. Bu reaktörde fisil malzeme olarak U-235 ve Pu kullanılmıştır. Bu incelemede, toryum kullanımının işletme stratejisi veya reaktör kalbi güvenlik marjlarını etkilemediği sonucuna varılmıştır. 1977-1982 yılları arasında hafif sulu üretken reaktör konsepti de bu reaktörde başarıyla denenmiştir.
  • Almanya'daki 60 MWe Lingen kaynar sulu reaktöründe Th/Pu tabanlı yakıt test elemanı kullanılmıştır.

Zengin toryum kaynaklarına sahip olan ve nükleer teknolojisini toryuma dayalı olarak geliştirmeyi planlayan Hindistan'ın üç aşamalı nükleer programı bulunmaktadır [2]:

  1. Ağır sulu reaktörde doğal uranyum kullanarak plütonyum (Pu) üretmek: Basınçlı ağır su reaktörleri (Pressurised Heavy Water Reactor-PHWR), halen 12 adedi işletmede, 6 adedi inşa halinde olup yenileri de planlanmaktadır.
  2. Hızlı üretken reaktörde plütonyum ve toryum kullanarak U-233 üretmek: Kalpakkam'da hızlı üretken test reaktörü (Fast Breeder Test Reactor-FBTR) ile hızlı üretken reaktör (Fast Breeder Reactor-FBR) programı başlamıştır. Ayrıca 500 MWe güçte prototip hızlı üretken reaktörün tasarımı tamamlanmış olup Düzenleme Kurulunca inşa onayı verilmiştir. Söz konusu ünitenin 2010 yılında işletmeye alınması beklenmektedir. Bu tesiste mevcut PHWR'lerden çıkan uranyum-plütonyum yakıtı ile U-233 üretmek üzere toryumun kullanılması amaçlanmaktadır.
  3. İleri ağır sulu reaktörde veya hızlandırıcı güdümlü sistemde U-233 kullanarak enerji elde etmek: Toryum tabanlı reaktörler, 30 kWth güçteki KAMINI araştırma reaktörü halen işletmede olup 300 MWe güçteki ileri ağır sulu reaktör (Advanced Heavy Water Reactor- AHWR) geliştirme aşamasındadır.

Günümüzde geliştirilmekte olan yenilikçi nükleer fisyon teknolojilerinde de toryum önemli bir yere sahiptir. Kanada tarafından geliştirilen Yeni Nesil CANDU Reaktörü (CANDU-X), Rusya tarafından geliştirilen Gaz Türbinli Modüler Helyum Reaktörü (Gas Turbine Modular Helium Reactor, GT-MHR), Japonya-Rusya ve ABD tarafından geliştirilen FUJI Eriyik Tuz Reaktörü (FUJI Molten Salt Reactor), Güney Afrika tarafından geliştirilen Çakıl Yataklı Modüler Reaktör (Pebble Bed Modular Reactor, PBMR), Rusya, İsrail ve ABD tarafından geliştirilen Radkowsky Toryum Yakıtlı Reaktör (Radkowsky Thorium Fuel Reactor, RTFR) ve Avrupa ülkeleri tarafından geliştirilen Enerji Yükseltici (Energy Amplifier) teknolojileri yakıt çevrimlerinde toryuma yer veren teknolojiler olarak göze çarpmaktadır [3].

TÜRKİYE'NİN TORYUM REZERVİ

1959 yılı sonlarına doğru MTA tarafından havadan prospeksiyonla bulunan radyoaktif anomali üzerinde uranyum ve toryum için etütler yapılmış ve Sivrihisar ilçesinin kuzey batısında Kızılcaören, Karkın ve Okçu Köyleri arasında 15 km2'lik bir sahanın toryumun yanı sıra Nadir Toprak Elementleri (NTE) de içerdiği saptanmıştır. MTA tarafından yapılan çalışmalar sonunda 1977 yılında, "Eskişehir-Sivrihisar-Kızılcaören Köyü Yakın Güneyi Bastnazit-Barit-Florit Kompleks Cevher Yatağı" Nihai Etüt Raporu hazırlanmıştır [4]. Bu rapor sonuçlarına göre bölgedeki cevherin ortalama tenörü %0,2 ThO2 olup, toplam rezerv yaklaşık 380.000 ton civarındadır.

Tablo 1. Dünya Toryum Rezervi [6]

Ülke

Rezerv (ton)

Avustralya

300 000

Hindistan

290 000

Norveç

170 000

ABD

160 000

Kanada

100 000

Brezilya

16 000

Diğer Ülkeler

95 000

TOPLAM

1 200 000

Ülkemizde toryumla ilgili bugüne kadar yapılan çalışmalar sonunda aşağıda özetlenen sonuçlar elde edilmiştir[5] .

  • Sahadaki ekonomik mineraller; florit, barit ve bastnazit'tir. Toryum, kompleks bünyesindeki monazit ve torobastnazit minerallerinin kafes yapısında yer almaktadır .
  • Kompleks cevhere klasik yöntemler uygulandığında toryumun bir fonksiyonda toplanamayacağı, sadece toryumun kazanılmasına yönelik cevher çözündürme işlemleri uygulandığında toryumun yüksek verimle kazanılabileceği fakat işletme maliyetinin çok yüksek olması nedeniyle cevherdeki NTE'lerin elde edilmesi sonucu toryumun yan ürün olarak kazanılmasının daha uygun olacağı belirtilmektedir .
  • Toryum ihtiva eden Eskişehir-Sivrihisar cevher yatağındaki, Yaylabaşı ve Kocayayla sektörlerinde yeterli sayıda sondaj yapılamadığından bu bölgelere ait kesin rezerv tespiti mevcut değildir. Bu bölgelerle birlikte Malatya-Hekimhan-Kuluncak gibi diğer bölgelerde de gerekli çalışmaların yapılması sonucunda ülkemiz toryum rezervinin artacağı tahmin edilmektedir. Ancak bu konu ile ilgili kesin sonuca götürecek herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Sonuç olarak söz konusu sahada (Eskişehir-Sivrihisar) yaklaşık 380.000 ton görünür ThO2 ve önemli miktarda nadir toprak elementi rezervi belirlenmiştir. Toryum tenörü, seçme numunelerde %3'e kadar çıksa da yatağın ortalaması %0.2'dir. Bu rezervde tespit edilmiş olan ortalama tenörün düşüklüğü ve rezervin kompleks olması durumu toryumun tek başına ekonomik olarak çıkarılabilir olmaktan uzak olduğu sonucunu çıkarmaktadır. Aşağıdaki Tabloda da görüldüğü gibi, ülkemizdeki toryum rezervi ekonomik olmadığından dolayı dünya toryum rezervleri hakkında verilen bilgiler arasında genelde yer almamaktadır. (Tablo 1).

SONUÇLAR

  • Günümüzde toryumla çalışan ticari ölçekli bir santral bulunmamaktadır, bunun sonucu olarak da toryumun enerji hammaddesi olarak tüketimi yok denecek düzeydedir. Toryum tabanlı yakıt çevriminin ekonomik olması ancak çok sayıda santralı kapsayan bir nükleer programla mümkün olabilir. Toryum tabanlı bir enerji üretimi için, yüksek yatırım ve işletme maliyeti gerektiren tesislerinin kurulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bütün bu tesislerin her biri de günümüz şarlarında ekonomik olmadığından ticari ölçekte teknolojileri de dünyada henüz geliştirilmemiştir. Bu nedenle ülkemizde bulunan toryumun mamul veya maden olarak satışı bugün için söz konusu değildir. Ancak ülkemizde mevcut olan toryum cevherinin nadir toprak elementlerinden ayrılması ve yan ürün olarak kazanılmasına yönelik araştırma ve geliştirme çalışmalarına devam edilmelidir.
  • Toryumun kendisi bir nükleer yakıt değildir, yakıt olarak kullanılması için U-235 veya Pu-239 gibi fisil maddelere ihtiyaç duyulmaktadır. U-235 veya Pu-239 ile birlikte kullanıldığında uranyum ihtiyacından tasarruf edilmesini sağlayabilmektedir. Açık çevrimlerde toryum kullanımı %20-30 civarında uranyum tasarrufu sağlayacağı düşünülmektedir. Kapalı çevrim için ise ayrıştırma ve imalat teknolojilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıştırma belli başlı bazı ülkelerin sahip olduğu hassas bir teknoloji olup, nükleer silahlanma riski içermektedir.
  • Toryumun, gelecekte nükleer silahların sökülmesinden veya elinde kullanılmış yakıtın ayrıştırılmasından elde edilen plütonyum stoku bulunan ülkelerde bu stokların tüketilmesi amacıyla ticari olarak nükleer santrallerde kullanılması beklenmektedir.
  • Günümüzde uranyum yakıt maliyetinin düşük olması yakın gelecekte nükleer enerji üretimi için uranyum kullanımını en akılcı yol olarak göstermektedir. Ancak dünyadaki teknolojik gelişmelerin paralelinde ülkemizde de toryum tabanlı yakıt çevrimi konusundaki araştırma-geliştirme çalışmalarına devam edilmelidir.
  • Toryum kullanımına elverişli olduğu iddia edilen hızlandırıcı güdümlü sistem(HGS), henüz teknolojik olarak geliştirilme safhasındadır. Özetle; bu sistemin ticari olarak enerji üretiminde kullanılabilmesi için 40 yıl gibi uzun bir süre gerekmektedir. Ülkemiz HGS teknolojisini yakından takip etmeli ve bilimsel olarak katkı koyacak bilgi ve deneyim seviyesine gelmelidir.
  • Ülkemizde Eskişehir-Sivrihisar yöresinde yaklaşık 380.000 ton görünür ThO2 ve önemli miktarda nadir toprak elementi rezervi belirlenmiştir. Toryum tenörü, seçme numunelerde %3'e kadar çıksa da yatağın ortalaması %0.2'dir. Bu rezervde tespit edilmiş olan ortalama tenörün düşüklüğü ve rezervin kompleks olması, toryumun tek başına ekonomik olarak çıkarılabilir olmaktan uzak olduğu sonucunu çıkarmaktadır. Ülkemizdeki toryum rezervi ekonomik olmadığından dolayı dünya rezervleri arasında yer almamaktadır.
  • Ülkemiz yenilikçi nükleer teknolojilerini yakından takip etmelidir. Gelecekte daha ekonomik, güvenilir ve güvenlik yönünden daha geliştirilmiş teknolojiler dünyada yaygın olarak kullanılacaktır. Ülkemizin bu gelişmelerden uzak kalması düşünülemez. UAEA, 2001 yılında nükleer enerjinin 21.yüzyıl enerji kaynakları içerisinde yerini alabilmesi için yapılması gerekenleri saptamak ve hem nükleer teknoloji üreticisi hem de nükleer teknoloji kullanıcısı UAEA üyesi ülkeleri bir araya getirerek nükleer reaktörler ve yakıt çevrimlerinde yapılması gereken yenilikleri belirlemek amacıyla Uluslararası Yenilikçi Nükleer Reaktörler ve Yakıt Çevrimi adında bir proje başlatmıştır. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2000 yılında bu projeye katılma kararı almıştır ve 2001 yılından bu yana sözkonusu projenin aktif üyesidir. Aynı zamanda bu projenin kapsamında da yer alan kullanıcı ülke gereksinimlerinin ve ölçütlerinin belirlenmesi hususunda TAEK tarafından bir çalışma yürütülmekte ve bu çalışmada değişik nükleer yakıt çevrimi seçenekleri de değerlendirilmektedir.

KAYNAKÇA

  1. World Nuclear Association, Thorium-August 2003.

  2. Kokadkar A."Nuclear Power in India: An Inevitable Option for Sustainable of a Sixth of Humanity", World Nuclear Association Annual Symposium, London, 2002.

  3. Innovative Nuclear Reactor Development, IAEA, NEA,2002.

  4. Kaplan. H., Eskişehir-Sivrihisar-Kızılcaören Köyü Yakın Güneyi Bastnasit-Barit-Florit Kompleks Cevher Yatağı Nihai Etüt Raporu, 1997.

  5. Toryum Araştırmaları Etüdü Projesi Sonuç Raporu, DPT 93K120050, 1993-1995.

  6. US Geological Survey, Mineral. Commodity Summaries,2003.

Kaynak Türkiye atom enerjisi kurumu

CIA İletişim - Contact CIA

The Office of Public Affairs (OPA) is the single point of contact for all inquiries about the Central Intelligence Agency CIA.

We read every letter, fax, or e-mail we receive, and we will convey your comments to CIA officials outside OPA as appropriate. However, with limited staff and resources, we simply cannot respond to all who write to us.

Contact Information


By e-mail
:

Use our e-mail form to submit questions and comments online.

By postal mail:
Central Intelligence Agency
Office of Public Affairs
Washington, D.C. 20505

By phone:
(703) 482-0623
7 a.m. to 5 p.m., US Eastern time

By fax:
(703) 482-1739
7 a.m. to 5 p.m., US Eastern time
(please include a phone number where we may call you)



Kaynak CIA

« Önceki :: Sonraki »

Türkçe Arama Motoru, Site, Altyazı, Email Arama Motoru ve Portalı Aradur.com | Arama Motoru